• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/MustafaOzsimseklerhocaefendi
  • https://www.twitter.com/mozsimseklerr
Nur Pınarı
Mustafa Özşimşekler İle Nur Pınarı
Cumayı Beklerken
Mustafa Özşimşekler İle Cumayı Beklerken
Facebook

Aşure Günü'nün Fazileti

Selef-i sâlihîn sene içerisinde üç tane on güne tazim eder, hürmet gösterirlerdi. Bu on günler sırasıyla şöyledir:

Ramazan-ı şerif ayının son on günüdür, onuncu günü Ramazan bayramıdır.

Zilhicce ayının ilk on günüdür, bunun da onuncu günü Kurban bayramdır.

Muharrem ayının ilk on günüdür. Bu ayın onuncu günü de “Âşûra günü”dür ki,âşûra gününde Allah-u Teala on tane peygamberini düşmanlarından kurtardığı rivayet edilmiştir.

Bu güne âşûra denmesiyle alakalı olarak ulema tarafından değişik görüşler serdedilmiş ve bazı rivayetler ileri sürülmüştür. Bu rivayetlerden bazısı şöyledir:

Âşûra; on manasına gelen “aşere” kökünden türemiştir. Bu sebeple ulemadan pek çoğu Hicri yılın başlangıcı olan Muharrem ayının onuncu günü olmasından dolayı “âşûra” ismini aldı demişlerdir.

Ulemadan bazıları ise; Allah-u Tela’nın bu ümmete ihsan ettiği ikramların onuncusu olmasından dolayı bu güne “âşûra” denildiğini, ifade etmişlerdir.

Bir kısım ulema da; Allah-u Teala bu günde, on tane peygamberini düşmanlarından kurtardığı için bu ismi aldığını söylemişlerdir.

Netice itibariyle “Âşûra günü” selefin de tazim ettiği, kesinlikle gaflet edilmemesi gereken çok kıymetli bir gündür. Hakkında pek çok hadîs-i şerifler varid olmuştur. 
Bir keresinde sahabe-i kiram Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e: Allah âşûra gününü diğer günlerden üstün kıldı değil mi? diye sordular.

Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de cevaben: Evet! Allah gökleri ve yerleri, dağları ve denizleri, levhi, kalemi, Adem (Aleyhisselam)ı ve Havva anamızı âşûra günü yarattı. Âşûra gününe saygı göstermek gerek, çünkü arşın hâmili olan melekler dahi onun değerini biliyorlar, buyurdu.

Âşûra gününe hürmet etmek aynı zamanda İslâm’ın âdaplarından bir tanesi olup,  Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu günün faziletinin aranmasını ve bu günde oruçlu olunmasını tavsiye buyurmuşlardır.Bu konuyla alakalı olarak Abdullah b. Abbas (Radıyallahü anhüma) şöyle anlatmıştır:“Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medine-i Münevvere’ye geldiğinde, yahudilerin âşûra günü oruç tuttuklarını gördü. Bu sebeple onlara:Oruç tuttuğunuz bu günün mahiyeti nedir? diye sordu. Yahudiler: Bu gün önemli bir gündür. Allah bu günde Mûsâ (Aleyhisselam)ı ve İsrailoğullarını düşmanlarından kurtardı. Musa (Aleyhisselam)’da şükür olsun diye bu gün oruç tuttu. Biz de bu sebeple oruç tutuyoruz,  dediler. 

Bunun üzerine Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:  Öyleyse biz Musa (Aleyhisselam)’a (benzeme yönünden) sizden daha layık ve daha yakınız, buyurdu ve o gün oruç tuttu. Ve (Sahabe-i kirâma da) bu orucu tutmalarını emir buyurdu.Âşûra günü oruç tutmak adeti evvelden beri vardı. Hatta câhiliyye devrinde Kureyşliler de bu orucu tutardılar. Sevgili Peygamberimiz’de bi’setten önce âşûra günü orucunu tutmuş, daha sonra bir ara terk etmişti. 

Tabi Medine’ye hicret edince, oradaki Yahudilerin bu orucu tuttuklarını görmüş ve Musa (Aleyhisselam)’ın şeriatına muvafakat ederek, Ramazan-ı şerif orucu farz kılınıncaya kadar Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’de bu orucu tutmuş ve müslümanlara da bu orucu tutmalarını emretmişti. Ancak Ramazan-ı şerif orucu farz kılınınca, bu emir muhayyerliğe dönüştü. Yani isteyen bu orucu tutmaya devam etti, istemeyen de tutmadı. Nitekim Aişe (Radıyallahü anha) annemizden rivayet edilen bir Hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: 
“Ramazan orucu farz olmadan önce âşûra orucu tutuluyordu. 

Ramazanın farziyeti indikten sonra onu dileyen tuttu, dileyen tutmadı.”

Bu arada yanlış anlamaya mahal bırakmamak için şunu da belirtmek gerekir ki; Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vahiy gelmeyen hususlarda ehl-i kitaba muvafakat etmeyi severdi. Bu, özellikle putperestlere muhalefet eden hususlarda böyleydi. Fakat ne zaman ki Mekke fethedilip, İslâm Dini her yerde şöhret ve üstünlük elde edince, Yüce Dinimiz İslâm her yönüyle tamamlanıp, Allah-u Teala’da bu dinden razı olduğunu beyan edince, artık ehl-i kitaba muvafakat etmeye gerek kalmadı. Bundan böyle bütün konularda, Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ehl-i kitaba muhalefeti îlan etti.

Bu meseleyle alâkalı olarak Abdullah b. Abbas (Radıyallahü anhüma)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Aleyhissâltü Vesselâm, âşûre günü oruç tutup insanlara da oruç tutmalarını tavsiye edince, ashabı kiram: “Ey Allahın Rasülü! Bu gün Yahudi ve Hristiyanların da saygı gösterdiği bir gündür.” diye hatırlattılar. Bunu üzerine Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: 
“Önümüzdeki seneye kadar yaşarsam, inşaallah Muharremin dokuzuncu günü oruç tutacağım.” Fakat seneye varamadan Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefât ettiler. 

Bu hadis-i şeriften; Peygamber Efendimizin Muharrem ayının onunda oruç tuttuğu, şayet yaşarsa bir sonraki seneden itibaren, dokuzuncu günü de oruç tutarak onuncu güne ilâve edeceği anlaşılıyor. Bu dokuzuncu günü, onuncu güne izafe etmek ihtiyaten olabileceği gibi, Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet olsun diye de olabilir. Nitekim Müslim’de geçen bazı rivâyetler ikinci görüşü teyid etmektedir. Şöyle ki: İbni Abbâs (Radıyallahü anhüma)’dan merfû bir rivâyette Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Aşûra günü oruç tutun ve bu hususta Yahudilere muhalefet edin. (Yani) Âşûra gününden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun.”

Dolayısıyla sadece âşûra günü oruç tutmak mekruhtur. Kerâhate düşmemek için âşûra günü orucunu, bir gün öncesiyle veya bir gün sonrasıyla birlikte tutmak lazımdır. Burada yeri gelmişken bir hatırlatma yapmak istiyorum Takvimlere baktığımızda âşûra gününün 16 Aralık Perşembe gününe tevafuk ettiğini görüyoruz. Tabi böylesine güzel bir tevafuk olunca, bu fırsatı kaçırmayıp daha çok sevap kazanabilmemiz için, başka bir hadisi şerifi sizlerle paylaşmak istedim. 

Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki: “Her kim haram ayların birinde Perşembe Cuma ve Cumartesi günü oruç tutarsa, o kişiye dokuz yüz senelik oruç sevabı verilir.” Malumunuz olduğu üzere Muharrem ayı da haram aylardandır. Dolayısıyla Muharrem ayında Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri her kim peşpeşe oruç tutarsa bu sevaba nail olur. Biz zaten âşûra gününe rastlayan Perşembe günü oruç tutacağız. O gün tek tutulmadığı için Cuma günü de oruç tutarak âşûra gününe ekleriz. İşte buna ilaveten Cumartesi günü de oruç tutarsak, bir taşla iki kuş vurmuş olur, az önce zikrettiğimiz hadis-i şerifin müjdesine de nail oluruz inşallah. 

Yine âşûra günü oruç tutmanın faziletiyle alakalı olarak Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Aşûra günü tutulan orucun, bir yıl önceki günahlara keffaret olacağını Allah(ın rahmetin)den umarım.”   Hz. Ali (Radıyallahü anh)’a bir adam gelip: "Ramazan'dan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" diye sordu. Hz. Ali (Radıyallahü anh) ona dedi ki: "Ben bu soruyu Rasulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e soran kimseye rastlamamıştım. Nihâyet bir adam gelip sordu. 

O zaman bende yanlarında idim. Dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Ramazan'dan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cevaben şöyle buyurdu: "Ramazan dışında da oruç tutmak istersen, Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullah (Allah'ın ayı)dır. O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecektir." 
Bir başka hadisi şerifte ise Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem): "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazdan sonra en efdal namaz da gece namazıdır" buyurmuştur. 

Rivayet edilir ki; selef-i sâlihîn âşûra günü akşama kadar, çocuklara bile bir şey yedirmezlerdi. Hatta Efendimiz Aleyhissalatü Vesselâm, mübarek tükürüğü ile hurmayı yumuşatır o gün çocuklara çiğnetirdi ve çocuklar o gün akşama kadar bir şey yemezlerdi. 
Yine denilmiştir ki; “vahşi hayvanlar dahi âşûra günü ot yemezler.” 

Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi, âşûra gününün menşe-i hakkında bazı tarih ve hadis kitaplarında yer alan rivayetlere ve ulemadan bazısına göre âşûra günü; Allah-u Teâlâ’nın on tane Peygamberine, on ihsanda bulunduğu mübarek bir gündür. 

Şöyle ki: 
1.Hz. Adem (Aleyhisselam)’ın tevbesi bu gün kabul olmuştur. 

2.Hz. Nûh (Aleyhisselam)’ın gemisi bu günde Cûdi Dağı üzerine oturmuştur.

3.Hz. İbrahim (Aleyhisselam) bu günde ateşten kurtulmuştur.

4.Hz. Mûsâ (Aleyhisselam) bu günde, Cenab-ı Hakkın ihsan ettiği mucize ile asasını vurarak denizi yarmış, kavmi ile beraber kurtuluşa ererken, Firavun ve âvânesi sulara gömülüp boğulmuştur.

5.Hz. Yunus (Aleyhisselam) balığın karnından kurtulduğu gün de bu güne tevafuk etmektedir.

6.Hz. Yâkub (Aleyhisselam) bu günde gözleri açılarak tekrar görmeye başlamıştır.

7.Hz. Îsâ (Aleyhisselam) bu günde doğmuş ve göklere kaldırılışı yine bu güne rastlamıştır.

8.Hz. Yusuf (Aleyhisselam) kuyudan aşûra günü çıkarılmıştır.

9.Hz. Eyyüb (Aleyhisselam)’ın hastalığından şifâ bulması da yine bu güne tevâfuk etmektedir.

10.Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın geçmiş ve gelecek bütüngünahlarının affedilmesi de aşûra günü olmuştur.

Ayrıca  İdris (Aleyhisselam)’ın göklere kaldırılışı, Davut (Aleyhisselam)’ın tevbesinin kabul edilmesi, Süleyman (Aleyhisselam)’a saltanatın ihsan edilişi gibi olaylarında âşûra gününde vaki olduğu rivayet edilmiştir.

Rabbim o mübarek günde, nasıl ki elçilerini düşmanlarından kurtardıysa, âşûra günü hürmetine, dünyanın her neresinde mazlum boynu bükük Müslüman kardeşlerimiz varsa hepsini kurtarıp selâmete çıkarsın. İslam düşmanlarını da helak eylesin. Amin! 

Aşûre günü dendiğinde genel olarak bizim insanımızın aklına âşûra çorbası denilen  bir tatlı gelmektedir. Birçoklarımız o gün, bu “aşûre” tatlısını yaparak komşulara dağıtırlar. Tabi bu güzel bir adettir. Âşûra çorbasının menşe-i hakkında Münavî, Selef-i salihîn’den naklen şöyle buyurmuştur: “Aşûra gününde Hz. Nuh (Aleyhisselâm) ve yanındakiler tûfandan kurtulmuş olarak ilk defa karaya indiklerinde, selâmet ve bereket içinde ailelerinin geçimliklerini hazırlamakla emrolunmuşlardır. Ve gemide mevcut olan ne kadar zahire varsa bunları karıştırmış ve pişirmişlerdir. Böylece bu gün geçim vazifelerinde bir genişlik ve bolluk günü olmuştur. Böylece bu bolluğa her sene katılmak bir sünnet kılınmıştır.” İşte Aşûra çorbası bir nevi bunun temsilidir. 

Aşûre günü ziyafet hazırlamak, aile halkını sevindirmek, sene boyunca evde bereketlere vesile olacağı rivayetlerde gelmiştir. Nitekim Ebû Saidi’l-Hudrî  (Radıyallahü anh)’dan rivayete göre Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurmuşlardır: 

“Aşûra günü, aile efrâdına yemesini ve içmesini bol yapan kimseye, Cenâb-ı Hak, sene boyunca rızkını genişletip bollaştırır. 
Süfyan-ı Servî, bununla alâkalı der ki; “biz bunu denedik ve öyle bulduk.” 

Burada ifade edilen genişlikten ve bu günün bereketinden inşaallah bizlerde istifade edelim. Hele ekonomik bir kriz yaşadığımız şu günlerde, bolluk ve berekete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Peki ne yapalım?  Zaten evimizin ihtiyacı için belirli zamanlarda  pazar ve market alışverişi yapıyoruz. İşte bu alış verişi, evinin ihtiyacı olan erzakı, bu defa âşûra gününde alırsan, bu günün bereketinden de istifade etmiş olursun. 

İmkânı, durumu yerinde olanlar, o güne mahsus olmak üzere aldığı erzakı biraz bolca, çeşit olarak da biraz fazlaca alır. Yani mutfak erzak bakımından diğer günlerden biraz daha zengin ve geniş oldu mu, Allah’ın izniyle göreceğiz ki, sene boyunca evimizden ve mutfağımızdan bolluk ve bereketler eksik olmayacak. 

Yine âşûra gününde yapılması gerekenlerle alakalı olarak denildi ki: 

Kim âşûra günü on müslümana selâm verirse, bütün mü’minlere selâm vermiş gibi sevap alır.

Kim bu gün bir yetimin başını okşarsa, Allah-u Teala onun her tüyüne karşılık cennette bir derecesini yükseltir.
Kim âşûre günü zerre kadar bir şey sadaka verse, Allah-u Teala ona Uhud dağı kadar sevap verir. 

Âşûra günü mümkün mertebe yoldan eziyet verecek şeyler kaldırılmalı, dargın müslümanların arası bulunmalı, hastalar ziyaret edilmelidir.
Velhasıl bu rivayetlerden anlıyoruz ki, âşûra günü çok kıymetli bir gün olup en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. Özellikle de o günün orucu kesinlikle ihmal edilmemeli, bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulmalıdır.   
    
Mevlâ Teala o mübarek günde tutacağımız orucu şimdiden kabul buyurup, âşûra gününü rızasına uygun bir şekilde ihya edebilmeyi cümlemize nasip eylesin. Amin!

Fî Emanillah!



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret38869
Resmi Hesaplar
Mustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Facebook HesabıMustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Twitter HesabıMustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Instagram Hesabı

Mustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Youtube Kanalı
Mustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Web SitesiMustafa Özşimşekler Hocaefendi Resmi Web Sitesi
Nur Pınar'ı MP3
Nur Pınarı Mp3
Saat
Takvim
Site Haritası